E-Bülten Aboneliği



KAHVE KOKUSU ve BİRKAÇ ŞEY
24 Kasım 2015/1199 Görülme

Çoğu sabah saat 06:00 da ayakta ve hazır olurum ben yeni güne. Sabahları seviyorum. Hiç bir sabah hatırlamıyorum ki "yaşasın yeni bir gün başlıyor" demiyeyim.

Sabahın serinliği sakinliği bana hep huzur vermiştir.
 
Akşam veya bir önceki gün nasıl olursa olsun sabahlarım hep güzeldir benim. Hep umutludur.
 
Uyandıktan sonraki ilk bir iki saat kendi iç dengemi bulma konusunda birebir gelir.
Ancak tüm bunlar yalnız olduğumda geçerlidir.
 
Eğer yalnız değilsem ve kendimle kalmıyorsam ve etrafımda günlük yaşananlar dönmeye başladı ise birden aksi, lanet bir insanda olabilirim.
 
Çok konuşmam hatta hiç konuşmam konuşmak zorunda kalırsam ağzımdan çok tatlı kelimeler çıkmayabilir.
Kahve yaptım sabah kendime ve termosuma doldurup çıktım evden. O küçücük aralıktan çıkan mis gibi kahve kokusu yol boyunca eşlik etti bana.
Sabahın serinliği, doğanın sesi ve kaosun sessizliğine bayılıyorum.
Uyanırken birşeyleri seyretmeyi seviyorum.
Yola çıktığımda bugün canım müzik dinlemek istemedi.
Kitap dinlemek istedi. Biliyormusunuz böyle bir alternatifiniz var artık. Akıllı bir telefona indirdiğiniz aplikasyon ile almış olduğunuz kitabınızı dinleyebiliyorsunuz.
Benim gibi bir kitap düşkününe yapılabilecek daha büyük bir güzellik olabilir mi bilemiyorum.
Evet sayfalara dokunarak , çizerek, ve kendin okumanın, sahaf, kitapevi gezerek kitap almanın yeri apayrı ancak eğer imkan konusunda bazı önceliklerin var ise kitap almaya, okumaya ve/veya dinlemeye hiç birşey engel değil artık.
Yeterki iste...
Aslında herşey için öyle değil mi yeterki iste. Napar eder bir yolunu bulursun. Ufak bir çatlaktan kendine bir yol bulan bir su gibi olursun. Sende sızarsın içeriden ne yapar eder gidersin hedefine. Yeterki iste. Bknz : SU... Her zaman bir yol bulur. Üstelik her zaman aynı yolu izlemez. Akışta olur ve devam eder. Tek bir hedefi vardır AKMAK…
Kim ne derse desin ne yaparsa yapsın tıkar kulaklarını yoluna devam eder. Durdurmaya çalışırlar, yine de çağlamasa da akar, damlar ve devam eder.
Üstelik tıkarsan kulaklarını başka seslere kendi sesini daha rahat duyarsın. Kalbin, ruhun, beynin, bedenin doğru yoldasın ( veya yanlış :)) diye bağırır. Ne olursa olsun istediklerini yaparsın.
Ada hayatıma girdiğinden beri bir çok konuda önceliğim O. Zaman zaman ve hatta çoğu zaman kendi önceliklerimi isteyerek onunkilerden sonraya kaydırıyorum ancak kaydırmak istemediklerim var. Bunun içinde çabalıyorum.
Ada’nın doğumgününde , kendi isteğim ve kendi seçimimle bir eğitimde olacağım. Ve Ada, onu çok ama çok seven bir sürü güzel kalple kutlayacak bu harika günü.
Anne yok diye doğumgünü kutlanmaz mı ? Ertelenir mi. Kutlanır elbet. Hiç birşey ertelenmemeli. Herkes gününü yaşamalı. Ben eğitimimi, O da doğumgününü, en güzel şekilde yaşamalıyız. Aşkımız, sevgimiz bizi birbirimize yokkende bağlar. İkimizde harika bir gün geçireceğiz eminim.
Tabii bu noktaya gelmem kolay olmadı. Bin tane süreç geçirdim içimde, vicdan yaptım, ağladım, sızladım. Ancak bitti. Mutlu olmayı ve şükretmeyi seçiyorum. Herşeye rağmen devam edebilme gücümü seviyorum.
İstediklerimi hızlı veya yavaş, çok veya az gerçekleştirebilmek için attığım adımları seviyorum.
Bugün kendimi sevdiğim günlerden biri galiba. İnsanın kendini sevmesi kolay birşey değil. Narsistlik yapmıyorum. Hatanla sevabınla doğrunla yanlışınla kendini sevmek ve değiştirmek istediklerin için çalışmak konusu epey uzun ve zor bir süreç.
Seviyorum deyip sevemiyor insan. İlgi istiyor bu konu. Çalışmak istiyor. Önyargılardan, suçlamalardan, geçmişten kurtulmak istiyor.
Aynada bakınca kendine sevgi dolu bakmak istiyor.
Kıçına başına bakarken, çıkmış sivilcene, saçlarına, gözlerinin altına bakarken aynada yargılamamak istiyor.
Eğer yargılıyorsan ve memnun değilsen "şikayet edeceğine kalk bununla ilgili görmek istediğin bir hale gel" kafası istiyor.
Özen istiyor kısaca. Herşeyde olduğu gibi….
Kimse kolay demiyor ama kimse OLMAZ da diyemiyor. Olmaz diye birşey yok. Herşey OLUR bu hayatta.
AZİM denen şey bu yüzden var kafamızda, lugatımızda. Ve kendimizden başka kimse içimize sokamıyor onu.
Kendimizi sevdiğimizde hissettiklerimizi hiç kimse, hiç bir güzel söz ve hiç bir çiçek veremiyor. Hiç bir şey öyle anlamlı baktıramıyor.
Her zaman bu kafada olabilmek bir sanat tabii. Sıklaşsa da bu güzel duygular hala bunun tam tersi hissettiğim, kötü düşüncelerimle kendimi ağırlaştırdığım ve dibe vurdurduğum zamanların hala hatırı sayılır :) Çalışıyorum yahu !!! DO YOUR BEST !!!
Ha ne diyordum bu arada kitap dinlemek için Türkçe isterseniz www.seslenenkitap.com İngilizce isterseniz www.audible.com
( Amazon’un sesli kitap sitesi ).
Her ikisininde aplikasyonu var. Akıllı bir telefonunuz var ise sadece indirmek yeter. Audible'da bir çok kitapı bulabiliyorsunuz.
Seslenen Kitap ise daha çok yeni. Henüz benim için çok tatmin edici kitaplar yok ancak gitgide zenginleşiyor. Bu kadar kısa sürede bu kadar kitap katabilmek portföye çok kolay olmasa gerek. Telifi var bu işin bir ton prosedürü var eminim.
Birde yazarların sesinden dinliyorsunuz Seslenen Kitap’ta. Onları okutmak bile ciddi bir süreç. Çok destekliyorum. Çok güzel yerlere gelmelerini diliyorum ve çok seviyorum.
Derken bir kahve kokusu ile aklımdan gelen düşünceler, bir tıkta yolu bitiriverdi.
Kitap mı ??? dinleyemedim. Kendimi dinledim bugün. Demek ki ihtiyacım olan şey buymuş. Kendimi dinlemek.
Ve dedim ki bugün kendime; Su gibi ol. Akışta ve her daim hareketli. Her bir delikten sız, her yolu dene. Hedeflerine ulaş.
Dört bir koldan ilerle ve ASLA VAZGEÇME…
SEVGİYLE

 

 

 

< Önceki YazıSonraki Yazı >

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yapılmamış...

Yorum Yazın

İsim Soyisim
E-Mail
Yorum
Gönder
Yorum Kuralları
1 - Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz
2 - Yazım ve dil bilgisi konusundaki hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3 - Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4 - Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site sahibi yorumunuzu yayınlama ya da yayınlamama hakkına sahiptir.

E-Bülten Aboneliği



Copyright © 2017 | ADA YAZILARI - Tüm Hakları Saklıdır.