E-Bülten Aboneliği



Gidilecek Bir Yol Var , Bir de Seçimler...
05 Nisan 2016/1413 Görülme

İlmek ilmek kendi hikayemizi yazıyoruz. Yaşadıklarımızla , yaptıklarımızla, seçimlerimizle elimize hediye olarak verilmiş bir hayatı yaşayıp, aynı anda yazıyoruz. Kader değil bizi geldiğimiz noktaya getiren, özgür irademizle yaptığımız seçimlerimiz.
İçimde yaşadığım her an’ı, her seçimi yapan ve aynı anda yazan biri var. Tüm bu seçimlerle ben şu anda olduğum noktadayım.
 
Şu anda uyumak yerine gecenin ikisinde yazı yazmam bir seçim. Çünkü kalbimin ve beynimin, içimdekileri dökmeye, uyumaktan daha çok ihtiyacı var.
 
Acıkmak bir seçim değil acıktığında çikolata ile meyve arasında tercih yapmak bir seçim.
 
Sinirlenmek bir duygu, sinirlendiğinde bağırıp çağırmak veya sakin kalıp yapıcı olmak, çözüm olmak için hareket etmek bir seçim.
 
Bacaklarını uzatıp oturmak yerine kalkıp spor yapmak bir seçim.
 
Güveniniz kırıldığında tekrar güvenmeyi seçmek, kötü birşey olduğunda kahkaha ile cevap vermek, herşey ters giderken mutlu olmak, destek iseteyene bunu vermek birer seçim.
 
İstediğin kişi olmak için eğitime gidip çocuğunu bırakmak bir seçim.
 
Dağın tam ortasında elini kolunu koyacak yer bulamadığında yapamıyorum deyip vazgeçmek te, bir minik oyuk bulup ona tutunmak ta bir seçim.
 
Bu seçimleri yaparken başa çıkamadığımız herşeyin üzerinden tekrar tekrar geçiyor hayat.
 
Anladığımızı düşündüğümüz herşeyi gerçekten sindirerek, anladığımıza kanaat getirene kadar durmuyor, sadece bizim için yoğunluk derecesini arttırıp azaltıyor. Çünkü Tanrı gerçekten biliyor aslında biz neredeyiz, anladık mı yoksa daha bu konu üzerinde gidecek yolumuz mu var.
 
O yazmıyor bizim yolumuzu. Biz yazıyoruz kendi ellerimizle. Çünkü bize bu hayattaki en değerli şeyi bahşetmiş özgür iradeyi. Kendi cennetimizi yada cehennemimizi kendimiz yaşatıyoruz.
 
Her zaman doğru olmak zorunda değil üstelik bu seçimler. Hiç böyle bir misyonu yok ancak kendimizden daha mutsuz , herşeyden daha şikayetçi hale geliyorsak oturup o seçimleri gözden geçirmekte bir fayda var.
 
Kimsenin suçu değil, kimse yüzünden değil, kimsenin başarısı değil yaşadıklarımız. Kendi hayatımız da yazar, başrol oyuncusu, yönetmen, seyirci biziz. Diğerleri sadece figüran. Ve bizde başkalarının hayatında figüranız. O zaman neden kendi başarı hikayemiz olmasın ki bizim yazdığımız.
 
Aylar önce Ayşe Mayda isminde dünya tatlısı bir kadınla tanıştım. Ufak tefek ve yaşlı hali ile arabayla zor çıktığım yokuşu bir bastonla tırmanmaya çalışıyordu. Pardon çalışmıyordu bildiğin tırmanıyordu. Arkamdan en az on araba konvoyken onu gördüğüm an birden durmak bir seçimdi, arkamda o kadar araba varken durmamayı seçmek daha kolaydı.
 
O kadar ufak tefekti ki arkamdaki arabalar onu göremedi ve ben o kadar durduğum için arkamdan yemediğim laf , çalınmamış korna melodisi kalmadı. Sabırla beklemem bir seçimdi.
Onu evine bıraktım. Çok kısa sürdü yolculuğumuz, tanıştık. İnerken beni evine çaya davet etti. Evine gittim hikayesini dinledim. Yazmayacağım buraya Wikipedia da detaylı bilgisi var.
 
Bir ara konuşurken "Keşke sizin hikayenizi yazabilsem"dediğimde bana gülümsedi. "Yazdım ben kendiminkini, hala bu yaşımda yazmaya devam ediyorum. O yokuşu yıllardır çıkarım bir kere bile uffladığımı hatırlamam çünkü 98 yaşımda sağlığımı o yokuşa borçluyum ben. O kadar kısacık bir mesafe için binmezdim ancak sen öyle nazik sordunki hoşuma gitti seninle tanışmak istediğim için binmeyi seçtim" dedi. Aynen öyle “seçtim” dedi…"Ben bu dünyada iyi ve değer yaratan bir insan olmayı seçtim" dedi.
 
"Sende kendi hikayeni yazmalısın yaşadığın her an ve her gün bunu kendine okumalısın, bu dünya çocuklar sayesinde daha iyi bir hale gelecek, onlara nasıl ışık olacağını düşünüp ne olursa olsun şükredip yolundan şaşmadan devam etmelisin Seçilciğim…”dedi. "Sakın unutma bu dünya sadece çocuklar sayesinde daha iyi bir yere gelecek ve o çocukları sizin gibi iyi insanlar yetiştirecek. Siz ne kadar çoğalırsanız o çocuklar da o kadar çoğalacak, sakın KORKMA" dedi.
İçimi okudu sandım. Yapmak istediklerimi, endişelerimi, korkularımı okuduğunu düşündüm. Çok kısa süre sonra ben izin isteyip kalktım, ilerideki parka gidip oturdum. Ağaçların altında başımı göğe kaldırıp yağan yağmurun beni temizlemesine izin verdim.
 
Ben her gün evime giderken o yokuştan ve Ayşe Mayda konağının önünden geçiyorum. Ve her gün bu konuşmayı hatırlıyorum.
 
Bu seçimler sırasında bizi durduran, zafere giden yolda önümüze çıkan tek şeyin KORKU olduğunu çok iyi biliyorum artık…
 
Korkunun gelmesi kadar doğal bir duygu yok, korkup durmaya karar vermek veya o korkuya rağmen devam etmek bir seçim.
 
Korku ile birlikte kendimize yapamayacağımıza dair bin tane neden saymamız , sadece yapabilirsin kelimesini kullanıp devam etmekten daha kolay geliyor çoğu zaman.
 
İnsanlar olumsuzlukları daha kolay sayabilirler.
 
Bir seçim yapmanız gerektiğinde ve korktuğunuzda, neden yapamam sorusunun cevaplarını alt alta yazın. Sonra da yaparsam ne olur sorusunun cevabını verin. ilk cevaptaki liste merdivenleriniz ikinci cevaptaki tek bir satır sizin varmak istediğiniz nokta olacak. O nokta sizin ZİRVE niz.
 
Kimse kolay olduğunu söylemiyor.
 
Seçimlerimizin, korkularımızı aşıp zirveye giden yolumuzu aydınlatması dileğiyle…
< Önceki YazıSonraki Yazı >

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yapılmamış...

Yorum Yazın

İsim Soyisim
E-Mail
Yorum
Gönder
Yorum Kuralları
1 - Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz
2 - Yazım ve dil bilgisi konusundaki hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3 - Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4 - Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site sahibi yorumunuzu yayınlama ya da yayınlamama hakkına sahiptir.

E-Bülten Aboneliği



Copyright © 2017 | ADA YAZILARI - Tüm Hakları Saklıdır.