E-Bülten Aboneliği



Bugün Günlerden ADA - 21.05.2015
29 Nisan 2016/2241 Görülme

Ada’cığım; sevgi dolu rehber ruhum ;

Bugün, üç yaşını dolduruyorsun.

Zaman içinde zamansızlığı öğreniyorum sayende ve bir çok şeyi beraberinde.

İçimden geleni geldiği gibi yazılara dökeceğim, sözüm var kendime.

Sen de bir gün, beraberinde getirdiğin mucizeleri görmeye ihtiyaç duyarsan, eminim ki gelip düşecektir önüne bu yazım.

Anne olarak seçtiğin bu kadına verdiğin hediyeler için bir teşekkürdür bu yazı sana. Arturo Marquez’in Danzon No:2 bestesi çalıyor. Eğer burada akan sözlere bir melodi vermem gerekseydi seçebileceğim başka bir eser olmazdı.

Cesur Ruhum;

Anladım ki, herkes eşsiz bu dünyada tıpkı senin de eşsiz olduğun gibi. Herkes kendi hikayesinin kahramanı, yazarı, yönetmeni, başrol oyuncusu, hatta izleyeni, alkışlayıp, ağlayanı, güleni.

Yeter ki kendi hikayeni yazmak olsun amacın. Hayallerin pusulan, azmin kanatların, cesaretin ise gökyüzün olsun. Ve hayal kurarken uç uçabildiğin kadar, zorla limitlerini, aş kendini. Sakın unutma, o hayaller, gerçekleştirebileceğin güce sahip olduğun için gelip konarlar kalbinin içine.

Nasıl olacağını düşünmek yerine adım adım ulaş istediklerine. İçinde yapabileceğini söyleyen o sese, tüm dünyayı karşına alsan bile inan ve güven. Bu dünyada ki en önemli kılavuzun, yol göstericin kendi iç sesindir.

O, sana ne yapman gerektiğini söyleyecektir. Ve bu sesin senden başka hiç kimsenin onayına ihtiyacı yoktur. Tüm dünya karşına dikilip “yanlış ! yapamazsın” diye bağırsa bile, kalbini hep ondan yana tutman gerektiğini bil. Yanlış ve yapamamış olsan bile insanın kendi deneyimi gibisi yoktur.

Şu yaşında bile biliyorsun ki yaşamak bir sanattır anneciğim. Sanat, içinde naiflik, ruh zenginliği, güzellik, sevgi, çok çalışmak ve yeteneğine güvenmek barındırır. Tüm insanların yaşamak yetenekleri ellerine verilmiştir doğarken. Bu yeteneği nasıl kullanacağın sana kalmıştır.

Bazen karanlık yollara girersin. O en karanlık, en kör noktalarda, en kuvvetli ışığın seni beklediğini sakın unutma. O karanlık, senin ışığını bulman için çıkmıştır karşına. O ışığı yakaladığında tüm ışıklardan fazla aydınlanırsın. Çünkü sadece içeriden yanar ve düğmesinin nerede olduğunu sadece kendisi bulabilir insan.

Çok sevdiğim yazarlardan biri Ursula K. LE Guin ; “Hiç bir şeyiniz yok bu hayatta. Hiç bir şeye sahip değilsiniz. Hiç bir şey sizin malınız değildir. Özgürsünüz. Sahip olduğunuz tek şey ne olduğunuz ve ne verdiğinizdir” der bir kitabında. Çok güzeldir…

Hiç birşeyin, hiç bir duygunun, hiç bir canlının, hiç bir etiketin sahibi olmadığımızı ve bize de tüm bunların sahip olamayacağını anlatır.

Vazgeçmek bırakmak değildir herzaman, bazen devam etmek için vazgeçmen gerekir.

Sınırlarını kendin belirlersin. Kendi dünyanı kendin kurarsın. Ne ben sana sahibim bu hayatta ne de sen bana…

Herşey yolunda giderken zaman zaman tüm sesleri susturup, o içinde ki ilahi kılavuzunun sesine de kulak ver. Ver ki; gözünün gördüğünü mü yorumluyorsun hayatında, yoksa bir farklılık mı seziyorsun anlayabil. Kalbinin telleri her zaman doğru notalara basar, ve orada kocaman bir orkestra vardır, dinlemesini bilirsen.

Hiç bir dünyevi işin veya duygunun seni esir etmesine izin verme. Şartlardan, mekandan ve zamandan bağımsızlaşıp, yerine iç sesini, hayallerini, tutkunu ve cesaretini koyman, kendine verebileceğin en güzel hediyedir.

Sakın unutma özgürlük senin avuçlarının arasındadır. Ve kendini sevmekten bir an bile vazgeçme. Hata yapabilirsin, çok büyük hatalar yapabilirsin, yanlış yapabilirsin.

Geri dönüşü imkansız gibi görünen yollara girmiş bile olabilirsin. Her yolun sonunda yine kendine döneceksin.

Ve bil ki hiç bir şey imkansız değildir, sadece imkanlı hale getirmek için daha çok çalışmak gerekir.

Bu yüzden kendini yargılayıp, suçlamak, kötü hissetmek, yerden yere vurmak yerine, neden yaptığını ve nasıl düzelteceğini, buradaki ışığı nasıl yakabileceğini algılamaya çalış. Affet kendini ve devam etmeyi seç. Sen bir insansın, hata yaparak öğreneceksin.

Ve, hataların yüzünden başkalarını ve olanları da suçlama. Bunu yapmak, tam o kör noktada yakalayacağın ışığı, simsiyah bir örtüyle kapatmaktan ileriye götürmez seni. Kendine inan ve yaşadığın herşeye güven.

Yolunu kaybedip şaşırdığında hayatlarının en zor zamanlarında, çevresine de ışık vermiş insanların hikayelerini dinle ve oku.

Çocukları takip et, tutkularını, vazgeçmeyişlerini, cesaretlerini, meraklarını izle. Hayatı yaşamak için düşüp düşüp tekrar nasıl kalktıklarını gözlemle. Yeni rotanı bulmanda yardımcı olacaklardır. Tıpkı senin bana yardımcı olduğun gibi ve benim seni bir an bile bitmeyen bir merakla takip ettiğim gibi.

İçindeki ses aslında kendi içindeki çocuğun sesidir. O saf bir ışıktır. O ışığı kaybetme. Her daim senin ilgine, sevgine ihtiyacı vardır; beslenmek ve dahası seni beslemek için.

Tutku duyduğun şeyi yapmak sana zamansızlığı verecektir.

Neye ihtiyacın var ise tam zamanında karşına çıkacağına inan. Yeter ki çalışmaktan ve denemekten vazgeçme.

Başucunda veya elinin altında her zaman kitapların olsun. İç sesinin kelimelere döküldüğü en güzel yerlerdir kitaplar. Okuyacağın kitap bile karşına çıkması gerektiği zamanı bilir. Akışa güvenmek budur.

Hiç bir müziğe ihtiyaç duymadan sadece içinde şarkı söyleyen bir yer bul. Böylece herşeyden bağımsız kendi müziğini yapıp mutlu olmak ve dans etmek için bir neden aramayı bırakırsın.

Yaşamak ve nefes almak en büyük mutluluktur. Hiç bir şeye ve hiç bir insana bağlı değildir mutluluğun.

Benim mutluluğumun sana, seninkinin bana bağlı olmadığı gibi.

Her bakış açısına saygı duymak gerektiğini unutma. Ne kadar ters gelirse gelsin bunun da başka bir pencere olduğunu göreceksin. Pencereler, duvarların arasından ışığı içeriye alır.

Bırak tüm ışıklar girsin içeriye, ne kadar çok penceren olursa o kadar geniş bakarsın dünyaya. Seni ısıtan, gönlüne yakın olanı sen bileceksin.

Yargılayan olma, halden anlayan ol. Hiç istemediği durumlarla yüzleşmek zorunda kalabilir insan. Gerisindeki hikayeyi kimse bilmez.

Onu, olduğu gibi kabul edip anlayan bir çift göz bile yeter bazen. Ne verirsen onu alırsın bu hayatta. İnsanlara, özellikle çocuklara, hayvanlara, doğaya kısaca bu yaşamdaki tüm canlılara hakettikleri değeri ver ve saygı göster.

Çıkarsız ve beklentisiz saf sevgini, ihtiyacı olana, elinden geliyor ise desteğini kimseden esirgeme. Bir gülümseme bile destektir bazen sakın unutma…

Küçücük bir çimeni bile toprağından koparıp yaşama hakkını elinden alma. Hayatının her anının kıymetli olduğunu bil. O bize verilmiş bir hediyedir.

İster acı dolu olsun, ister karmaşık, gün sonunda elbet değecektir yaşananlara. Seni olacağın kişiye getirmek için hazırlanır tüm süreçler. Yolunun keyfini çıkar, eğlenceni kaybetme.

Kaybın var ise yasını tutmak için zaman ver kendine ve mutluysan herşeyi unutup kahkahalarınla doldur dünyanı.

Ne geçmişi değiştirebiliyorsun gün sonunda ne de geleceğin kendine ait hesaplarını.

Dostların olsun, yürekten, ruhunu besleyen, elinde defterle dinleyebileceğin.

Ve, AŞK a aç kollarını, yüreğini tüm bedenini…Aşkına hakettiği özeni göster, kat kat geri alacaksın verdiklerini. Bu aşk ve özenle kur aileni ve yetiştir çocuklarını.

Ve sakın unutma ben ne dersem diyeyim, ne yaparsam yapayım tüm seçimler sana ait ve sen de kendi yaşanmışlıklarınla yazacaksın kendi hikayeni.

İyiki doğdun eşsiz ruhum, kendi yolumda ilerlerken yakmama neden olduğun tüm ışıklar için sonsuz şükran ve minnet doluyum…

Seni çok seviyorum

Annen 

< Önceki YazıSonraki Yazı >

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yapılmamış...

Yorum Yazın

İsim Soyisim
E-Mail
Yorum
Gönder
Yorum Kuralları
1 - Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz
2 - Yazım ve dil bilgisi konusundaki hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3 - Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4 - Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site sahibi yorumunuzu yayınlama ya da yayınlamama hakkına sahiptir.

E-Bülten Aboneliği



Copyright © 2017 | ADA YAZILARI - Tüm Hakları Saklıdır.