E-Bülten Aboneliği



Ne Yapmayacağıma Dair
21 Temmuz 2016/1836 Görülme

Çoğumuz gibi beş duyu organım ve hislerimle kilitlendim günlerdir, yaşadığım bu coğrafyada neler olup bittiğini algılayabilmek ve yorumlayabilmek için.
Gözlerim gördüklerine, kulaklarım duyduklarına, aklım yaşadıklarına inanmak istemedi, hala da istemiyor. 
Hazmetmek pek kolay değil, o aşamaya gelebileceğimi sanmıyorum. 
İzleyip, dinleyip, okuyorum.
Düşünmeye fırsat kalmadan, hızla bir sonraki aşamaya geçen, korkunç bulduğum aksiyonlu, bol şiddetli bilgisayar oyunlarında gibi hissediyorum.  
Gayet açık gözlerim, beynim, aklım, ruhum. Bünyem reddetse de, istemese de algı seviyem açık olana bitene. 
Depresif düzeyde yorgunuz, tarifimiz yok, kelimelere dökülmeyecek kadar üzgün ve yılgınız hepimiz. 
 
Harfler sözcüğe dönüşmedi içimde günlerdir. Günlük hayata dair bile içimden çıkan sözcükleri geri toplamak istedim çoğu kez. 
Baktım, 29 u bir araya gelse de anlamlı tek bir sözcük bile oluşturamıyorlar, bıraktım onları da kendi hallerine ve sessizce...
 
Ne yapacağımı(zı) bilmiyorum ama neler yapmayacağıma, neyi yapmayı bırakacağıma dair netleşiyorum kendi içimde.  
 
Aman Tanrım! Ne zaman ne olacağımız belli değil, ölüm her an gelebilir, eyvah ne yapsak, nerelere kaçsak, her anı değerlendirmek, her hayali gerçekleştirmek düşünceleri ile gelen bir iyilik halinden, iyimserlikten farklı bir noktadayım.
 
Şu an toplum olarak ne yapacağımızı bilmediğimden, daha tümevarımcı bir yaklaşımla hareket edip toplumun en küçük parçası bireyden ve elimdeki tek denek olan kendimden işe başlayacağım yapmayacaklarımla ilgili.  
 
Belki çok indirgiyorum, çok küçültüyorum yaşananları, fazlasıyla minimal boyuta getirip, öğreti çıkarıyorum kendime ama ben de başa çıkacak gücü başka türlü bulamıyorum.
Lokma çok büyük ve ben çok küçüğüm. Önce kendi boyutuma getirebilmem gerekiyor. 
 
Bu da benim olayların üstesinden gelebilme şeklim. 
 
Olumsuz cümlelerin evrenin enerjisini ayarttığını düşünsem de bugün olumsuz cümleler kurmaya ihtiyacım var. 
 
Öncelikle; çocuğumla, çocuklarla oynamayı, zaman geçirmeyi bir kenara bırakmayacağım. Hangi şartta ve nerede olursa olsun bir çocuğun gülebiliyor olmasından, mutlu olmasından ve güvende hissetmesinden daha önemli birşey yok bu dünyada.
 
Önemli bir haberi dinleyeceğim diye çocukların şen halini görmezden gelmeyeceğim. Büyüklerin "ciddi ve önemli” dünyalarını, birlikte oynayalım mı?sorusuna, “evet, hadi oynayalım" cevabı bekleyen o güzel gözlere değişmeyeceğim. 
 
Kitaplarımı, dergilerimi, sevdiğim blogları, duvar yazılarını, küçük hikayeleri, öyküleri, tarihi, önemli insanların hikayelerini okumayı bir süreliğine bile olsa bırakmayacağım. Kafamı toplamak zor gelse de bu ara, aynı sayfayı 20 kere okumam gerekse de farketmeyecek. 
 
Müzik çalarken haberleri açmayacağım bir daha radyoda. O haberi nasıl olsa bir şekilde alırım kaçışım yok. 
 
Şarkı sözlerinin gücünden, müziğin tınısıyla birleşince yarattığı mucizeden bir an şüphe duymayacağım. 
 
Bana ilham veren iyi gelen bir filmi izlemeyi sonraya ertelemeyeceğim. O filmden alacağımı, saatlerce sosyal medyada olanlara, son dakika haberlerine değişmeyeceğim. Enkaz gibi gitmeyeceğim yatağıma. 
 
Yaptığımız hiç bir işin, didindiğimiz hiç birşeyin anlamı yok demeyeceğim. Belki delirmeden devam etmemizi sağlıyor bunca boş gelen şey. Çalışmanın bile ağır geldiği bir dönemden geçtiğimi kendime tekrarlayıp durmayacağım. 
 
Bir fikir tartışmasında katılırken ya da okurken hiç bir karşı fikre kızmayacağım, bozulmayacağım, alınmayacağım, içerlemeyeceğim. Ailemle olan dialogumdan başlayıp dünyayla olan dialoguma kadar dinlemeden önce konuşmayacağım.
 
Ne kadar ters gelirse gelsin hiç bir fikre saygısızlık yapmayacağım. 
 
Kimseye kendi düşüncelerimi, güzellikle bile olsa kabul ettirmeye çalışmayacağım, bununla birlikte de üslubu ile fikrimi söylemekten çekinmeyeceğim. 
 
Hiç bir canlının canını bilerek acıtmayacağım, toprağından,dalından, yuvasından mahrum bırakmayacağım, ne kadar korksam da böceklere kimyasalla zarar vermeyeceğim.  
 
Evimizdeki kuşumuzun kafes kapağını bir daha kapatmayacağım. 
 
Kalemime, klavyeme, sözcüklere, yazmaya ara vermeyeceğim. 
 
Doğadan, ağaçlardan, çocuktan, çiçekten, aşktan, sevgiden, üremekten, yeniden yapmaktan, etraftaki ve denizdeki çöpleri toplamaktan vazgeçmeyeceğim. 
 
Zaman zor, şimdi sırası değil deyip bir kenara koymayacağım. Tam sırası olduğunu unutmayacağım. 
 
Umudumu kaybetmeyeceğim. Evime kapanmayacağım.
 
Felaket tellallığı yapmayacağım, söyleyecek bir tek iyi bir kelimem yok ise konuşmayacağım.  
 
Hiç bir şeyi boş vermeyeceğim gibi hiç bir şeye takıntılı kalmayacağım. 
 
Hiç olmadı tüm bunları yapmayı denemeyi bırakmayacağım. 
 
Bu ülkeye olan inancımı hiç kaybetmeyeceğim. 
 
Hayatın peynir, ekmek, domates, salatalık kadar yalın, basit, lezzetli, mis kokulu olduğunu unutmayacağım.
 
 
 
< Önceki YazıSonraki Yazı >

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yapılmamış...

Yorum Yazın

İsim Soyisim
E-Mail
Yorum
Gönder
Yorum Kuralları
1 - Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz
2 - Yazım ve dil bilgisi konusundaki hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3 - Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4 - Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site sahibi yorumunuzu yayınlama ya da yayınlamama hakkına sahiptir.

E-Bülten Aboneliği



Copyright © 2017 | ADA YAZILARI - Tüm Hakları Saklıdır.