E-Bülten Aboneliği



Çocuktum, Okurdum
08 Haziran 2017/252 Görülme

  • Anneannemde kaldığım yıllarda, kitaplarımın yanında bir minderim bir de fenerim vardı…
    İlk hatırladığım kahraman yazarım Gülten Dayıoğlu’dur. 
    Yurdumu Özledim ve Ölümsüz Ece kitaplarını annem bir yılbaşı gecesi hediye etmişti. 
    8-9 yaşlarındaydım. 
    Ölümsüz Ece, kitapların büyülü dünyasına attığım ilk adımdır. 
    Eski uygarlıklar, bu uygarlıkların bir çoğunu deneyimleyen bir kızın, bir bedenden çıkıp diğer bir bedene geçişi hayal gücümün sınırlarını zorlamıştı... O dönem benim yaşımda olup ta bugün arkeolog olanların bir çoğuna o kitabın büyük etkisi olmuştur eminim. Bir dönem ben de istemiştim. "İnsan yaptığı işi yürekten severse , ancak bu denli içten coşku duyabilir" sözünü ise hiç ama hiç hiç unutmadım. 
    Konusu ve içinde insanın kalbininin bam teline dokunan sözleri dışında muhteşem bir Türkçe ile yazılmış çocuk kitabıdır. 
    Ölümsüz Ece'yi beş defa daha okuyunca anneannem konu komşudan ne kadar kitap bulduysa seviyorum diye toplamış eve getirmişti. 
    Gelen tüm kitapları birlikte orta odadaki dolabın içine yerleştirmiştik.
    Çoğu arkadaşının oğlu olduğu için dönemin tüm Tenten, Tommiks, Teksas ları ile o zaman tanıştım. 
    Tenten’in tüm serisini bitirdim. 
    Arkasından Enid Blyton’un yazdığı, Yaramaz Kızlar serisinin tamamını okurken, kahkahalarla gülüp, gözyaşım kalmayana kadar ağlamışlığım vardır. 
    Gizli Yediler, Afacan Beşler, Sevimli İkizler ve Serüven serisini okurken su, hava ve biraz yiyecek dışında hiç birşeye ihtiyacım olmazdı. 
    Araya tabii ki Alice Harikalar Diyarında, Beyaz Diş, Pollyanna, Uzun Çoraplı Pippi, Tom Sawyer' da girdi. 
    Konu benim neyi, ne kadar okuduğum değil aslında. Bu kitaplar 30 yıl sonra bile söz ettiriyor işte kendilerinden. 
    Ne kadar okursam okuyayım okuduklarım hep okumadıklarımdan az olacak ama kitaplar yaşsızdır, zamansız ve mekansızdır.
    Büyülü ormanlardır...
    Işıklı peri kanatlarımı, en kör karanlık noktalarımda onlar sayesinde açtım. 
    Bir gün çok üzüldüğümde kitaplarımın olduğu dolaba girip oturdum.
    Ben içeride ağlarken, Anneannem yanıma bir minder bir de fener bırakıp, başımı okşayıp öyle ayrılmıştı yanımdan.
  • Bugün ne olursa olsun dışarı çıkarken yanımdan eksik etmediğim tek şey hala bir kitap. Çok zor soru sorarsa bu hayat, cevap o gün benimle çıkanda saklı gibi hissediyorum. 
    Şimdi çocuğumla, kendi çocukluğumda okuyamadığım kitapları okuyorum.
    Ve yazıların, kitapların peşlerine düşmeye karar verdim. İyi ki de verdim. 
    Haftasonu çok güzel bir atölyedeydim. Taş Ev'de Dr. Nilay Yılmaz ile Çocuk Kitapları üzerine konuştuk. Bu kadar çocukluğa gidiş bundan belki.  Çocuklara bilinçli ve farkında kitaplar seçmekten, Onları nesne değil, özge yapan kitaplardan, bunun öneminden, aslında çocuk kitabı derken hep içimize yazdığımızdan, kitaplar sayesinde bir çocuğa herşeyi anlatmanın mümkün olduğundan ve çocuk kitaplarının yaşsız olduklarından bahsetti. Çok şey kattı.
    İyikilerim kitaplara bugün...
< Önceki YazıSonraki Yazı >

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yapılmamış...

Yorum Yazın

İsim Soyisim
E-Mail
Yorum
Gönder
Yorum Kuralları
1 - Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz
2 - Yazım ve dil bilgisi konusundaki hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3 - Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4 - Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site sahibi yorumunuzu yayınlama ya da yayınlamama hakkına sahiptir.

E-Bülten Aboneliği



Copyright © 2017 | ADA YAZILARI - Tüm Hakları Saklıdır.