E-Bülten Aboneliği



Denge
18 Haziran 2017/214 Görülme

"Bazen istediğin, hayal ettiğin gibi olmaz. 
Belki yıllarca düşünür, planlarsın ince ince ama yine de düşündüğün gibi gitmez. 
O adımı atman için doğru ortam oluşsa sen hazır değilsindir. Sen hazırken koşullar senin istediğin yerde durmaz. 
Her seferinde vazgeçecek bir nedenin olur o yüzden.
İkisinin bir araya gelmesi sadece beklemediğin zamanlarda olur ya da artık beklentisiz olduğunda ve beklentisiz olduğunu dahi bilmediğinde. 
Yarı yarıyadır hayat. Alma verme dengesindedir her zaman. 
Kendinden çokça verdiğinde seni dengelemek için işleri istediğin gibi yürütmez. 
Beklentinin çok olduğunu bildiği için çok daha azını vermesi bundandır. 
Çünkü hayat hep dengededir aslında. Senin dengesizliğini düzeltmen gerekiyordur sadece.
Dengeye gelirken yaşadıklarındır asıl ve hiç bitmeyen hikaye…”
Gözlerimi açtığımda, tavandaki sarkan ışığın ucunda sallanan el örmesi küçük kıza bakarken tekrarladım içimden tüm bunları. 
Akşam sayısını hatırlayamadığım kadehlere rağmen hala söylenenleri unutmamış olmama hayret ede ede kalktım yataktan. 
Sanki bütün gece kafamın içi tekrarlamıştı konuştuklarımızı.
Yatmadan içtiğim ilaç sayesinde başım ağrımıyordu ama midem korkunçtu. Bulansa mı, ağrısa mı karar verememiş ikisini ortasından yakalamış kavruluyordu. 
Sabah sessizliği iyi geldi bir süre. Saate baktım 6:15’ti. 
Kaçta yatmıştım onu bile hatırlamıyordum, midem hariç herşey normal bir güne başlamış gibiydi. 
Kahve filtresini temizleyip yeni kağıdı yerleştirirken normal bir gün diye düşündüm. 
Kalkılacak, giyinilecek, kahve termosa koyulacak, yanına atıştırmalık ve sağlıklı yiyecek birşeyler alınacak. 
İşe gidilecek, günaydınlar, kahveler, planlar, toplantılar, toplantı içinde limonlu sular, aralarda yeşil çaylar içilip, sayısının çokluğundan şikayet edilirken aynı anda yoğunluk birimi haline gelmiş maillere cevaplar verilecekti. 
Koştur koştur bir günün ardından eve varılacak, iş çıkışı bir iki arkadaş ile bir şeyler içilecek veya yemek yenilecek, belki tiyatro veya sinema, yalnızsam yeni aldığım bir kitap okunacak, gözlerim yettiğince yazılacak, kendiliğinden kapanınca uykuya teslim olunacaktı. 
Cek, cak, meli, malı ekleri ile biten cümleler düşünürken kahve termosumu arıyordum. 
Hergün, hiç bir mecburiyeti yokken benimle sabahın köründe kalkıp yola çıkan, pembe, gri çizgili, çoğunlukla kahve, bazen limonlu su, bazen yeşil çay taşıyan, bir fincanlık termosumu bulamamış olmam canımı sıkmıştı. 
Sabahları beni en çok gören tanıyan oydu, tam şu an şu dakika benimle olmalıydı. 
Hep aynı yere koyardım ama aynı yerinde değildi ve benim ona her sabahkinden daha çok ihtiyacım vardı. 
Bir an durdum, aklımın çeperlerinde düne dair geri sarım başlattım. 
Ve son gördüğüm yeri yakalayıp dondurdum kareyi. 
Dün son toplantıdan sonra konuşacağım için o kadar heyecanlıydım ki elimde dikkatimi dağıtacak ne var ise masamın üstüne bırakmış, termosumun ipini eşyaların arasından görmüş olmama rağmen yarın hallederim diye çekip almamıştım. Sonrasından uyanıncaya kadar olan kısmı bir kere daha yaşadım.
Geri geldiğimde yanağımdan süzülen iki damla gözyaşı ile dudağımın kenarındaki buruk ama kararlı gülümsemeyi görmeden hissettim. 
Termosumu aramayı bırakıp sakince uzanıp en sevdiğim kahve fincanımı aldım. 
Üzerinde Kafka’nın K sı ve "I am nothing but literature and can, and want to be nothing else*” yazıyordu...
*Ben edebiyattan ibaretim, başka hiçbir şey değilim, olamam...
Handmade Ceramicas by Tümay Şener
< Önceki YazıSonraki Yazı >

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yapılmamış...

Yorum Yazın

İsim Soyisim
E-Mail
Yorum
Gönder
Yorum Kuralları
1 - Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz
2 - Yazım ve dil bilgisi konusundaki hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3 - Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4 - Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site sahibi yorumunuzu yayınlama ya da yayınlamama hakkına sahiptir.

E-Bülten Aboneliği



Copyright © 2017 | ADA YAZILARI - Tüm Hakları Saklıdır.