E-Bülten Aboneliği



YAZMAK BENİM, GÖKYÜZÜ KADAR
27 Haziran 2017/211 Görülme

Kelimelere dayamam gerek sırtımı. 
 
Kesik kesik, az az da olsa yazmalıyım. 
 
Yazmak benim sabrım, sebatım...
 
Başımı, kitaplara, ağaçların yapraklarına, gönlümü şiire, şarkıya, sanata, ruhumu çocukların göğüslerine yaslayıp uyuyasım var, 
 
Ve uyandığımda tüm bunlar geçse diye düşünürken ağırlaşan göz kapaklarıma yenilmişliğim. 
 
Renkli renkli konfetiler uçuşuyor her yerde, müzikler çalıyor, leylak, sümbül, yasemen kokuyor dört bir yanda.
 
Gökyüzünde süzülen binlerce Atatürk uçurtmalarına kuşlar ip olmuş.
 
Alabildiğine insan kenetlenip kolkola girmiş. 
 
Sarılan, dans eden, özür dileyen, seni seviyorum diyen, teşekkür eden. 
 
Kim ne giymiş, ne takmış, neye inanmış bilip ne yapacaklar, 
 
Karnaval gibi ortalık
 
Çocuklar her yerde, özgürce, sevgiyle, kahkahayla, 
 
Kimi Cumartesi Annelerinin ellerinden tutarak yürüyor, kimi Gezinin Yüreğini taşıyor ellerinde, 
 
arkalarında binler, onbinlerle yürürken, ağaçlar tempo tutuyor kenarlarda. 
 
Hamaklar kurmuşlar aralarına, meyvelerini yesinler diye indiriyorlar dallarını hamaklara.
 
Nuriye ve Semih tüm resimlerinde olduğu gibi gülerek ilerliyor. 
 
Sağlık, umut ve özgürlük fışkırıyor yüzlerinden. 
 
Öğrencileri de katılmış onlara. 
 
Adalet için yürüyenlerin en başında Themis, yanında Özgürlük Heykeli ile meşale tutuyor yürüyenlere. 
 
Elinde ki teraziye kimsenin ihtiyacı yok artık. 
 
Rengarenk çiçeklerle bezenmiş çeşit çeşit bahçeler,
 
Gökyüzü taç takmış yedi rengini birleştirip.
 
Kediler, köpekler en çok çocukların yanında,
 
Gazeteciler kalemlerini, yazarlar, şairler kelâmlarını almışlar yanlarına.
 
Gitarlar, kemanlar, piyanolar, davullar farklı yerlerden farklı seslerle tek besteye ortak oluyor. 
 
İnsan insanı, can canlıyı, kimliksiz, ideolojisiz, cinsiyetsiz seviyor. 
 
Ve en çok çocuklar…Onlara dair iyilik güzellik adına ne var ise bu dünyayı da iyileştirip yüzünü güldürüyor. 
 
Gözlerimi açtım, değişmemişti dünya ama umut ve sevgi hiç ama hiç bitmeyecek, tükenmeyecek insan yaşadıkça. 
 
Dün, biraz haksızlığa uğramış hissettiğimden, azıcık endişeden, bir tutam pimpirikten ve bolca sevdiklerime zarar gelecek korkusundan çokça dayılandım karşıma çıkana tanıdık, tanımadık demeden.
Dün, bana hiç bir enerji bırakmadan geçmiş anlaşılan. 
 
Sevgiden bahsederken o ses fütursuzca yükseliyorsa, kendi kendine savaşıyorsan hala, daha içeride yapılacak arkeoloji çalışmaları bitmemiş demektir… 
 
Sevgisizliğin ve anlayışsızlığın yıkımını bir kenara bırakıp, sevginin, empatinin, umudun yapıcılığına geçerken, insanın kendini anlaması ve hangi noktada durduğunu bilmesi ne önemli.
 
Sanatın çatısına sığınabilecek olması ne büyük bir nimet. 
 
Her gün üzerine iki cümlecik te olsa eklediğim Mavi 7 Aklımda’nın sancılarını da çekmiyor değilim bu aralar. 
 
Ama dedim ya yazmak benim sabrım, sebatım, çalışırken en büyük mutluluğum, tutkum. 
 
Bu arada Cuma günü 8.antrenmanım bitti. 
 
Kendime koyduğum lk hedef 8’di..
 
8, sonsuzun, başı dik duran ve her akışla devam edebilen haliydi…
 
Yarın yeni hedefle çıkıyoruz yola.
 
Her gün bir sonrakinden bir farkla, bir parça zorlayarak gelişebilmekte bir sanattır. 
 
Çünkü insan denen canı, ruhun ve bedenin kaldırabileceği kadar acı geliştirir aslında.
< Önceki YazıSonraki Yazı >

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yapılmamış...

Yorum Yazın

İsim Soyisim
E-Mail
Yorum
Gönder
Yorum Kuralları
1 - Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz
2 - Yazım ve dil bilgisi konusundaki hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3 - Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4 - Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site sahibi yorumunuzu yayınlama ya da yayınlamama hakkına sahiptir.

E-Bülten Aboneliği



Copyright © 2017 | ADA YAZILARI - Tüm Hakları Saklıdır.