E-Bülten Aboneliği



NOKTA TATİLE GİTTİ
02 Temmuz 2017/252 Görülme

Hayır bırakmadım devam ediyorum,
4 Haziran - 27 Haziran arası; 
Sadece spor için, yürünen mesafe 38,73 km, toplam süre 7,96 saat ve 50 bin adım. 
Bu süre zarfında spora günlük fiziksel aktivitemi de eklediğimde toplam 189 bin adım atmışım. 
Bu demek oluyor ki ben yaptığım sporla birlikte daha hareketli bir insan olmuşum. 
Günlük ortalama attığım 2-3 bin adımım son 24 günde ortalama 8 bine yükselmiş. 
Bu süreçte yürüyüş dışında 10 dakika koşu ve neredeyse 30 yıldan beri çalışmayan bağğğzı kaslarımın çalışması için Ece’nin gösterdiği tüm egzersizleri eksiksiz bitirimişim.
Daha çok rakamsal veri verebilirim ancak içimden akanlar başka...
Acı var, bir çok yerim ağrıyor. İnce ince sızlıyorum. 
Hayatımda hiç düzenli spor yapmamış, bunu disiplin haline getirmemiş 40 yaşında bir insanım.
Haftada 3-4 gün antrenman yapmam demek kendim ile her an girdiğim mücadeleler silsilesi demek. 
Kafamda ki 
“Bugün de yapmayıver, zaten fena tıkanıyorsun o yokuşu çıkarken, 
ilk dersi uyuya kalarak kaçırdın kızım sen, ne sporu, 
bronşitin var senin nefes te alamıyorsun zaten, 
sabahın köründe yataktan sadece yazmak veya çalışmak için kalkarsın sen saçmalama, 
zaman kaybı bunlar, git iki kitap fazla oku, 
koşmak senin yapabileceğin bir şey değil, 
zayıflayamazsın bence artık uğraşma, 
boş veeeer yemek güzel, yiyebilecek sağlığın olduğuna şükret, 
yemeyi kesmek seni çok  boğan bir şey biliyorsun, aç kalmak, diyette olmak seni çok sinirli yapıyor, 
spor ne yaaaaaa, dondurma mı dedi biri ? 
çikolata akıtmak istiyorum şu an boğazımdan spor sayılır mı?” 
gibi yarı manipülasyon dolu, yarı şeytani, kısmi alaycı düşüncelerin hepsini susturmam demek. 
Ülkemde çok ağır ve zor şartlar yaşanıyorken, bir taraftan da kendi dünyamda, kendi tekamülüme de devam edebilmem demek. 
Benim görevim Jim, eğer kabul edersem; bu düşüncelerin alt nedenleri olan seslerin kime veya hangi bilinçaltısal sebebime ait olduğunu bulup, oraya bir koşu inip, içimdeki çocuğa sıkıca sarılıp, tamam korkma nefes al bu yeni çıktığımız yol ikimize de çok iyi gelecek deyip önce onu sakinleştirmek,
aynı anda vücudumun açım, tokum, sususuzum, ağrıyorum, gerçek şekere ihtiyacım var gibi seslerini de dinlemem ve cevap vermek, 
döngünün tamamını dakikalar içinde tamamlayıp,  kangrenleşmiş kısımlara kulaklarımı tıkamak yerine tamam sakin bir şey yok güven bana, neden böyle hissettiğimi biliyorum, derin nefesler al lütfen demek ve çemberin içinde şimdilik bir nokta kadar duran ve asıl kurtarıcım olan spora açılan o küçük kapıyı bir sonraki tura, yarına veya göreceli zamanın bir tarafına bırakmadan doğru yerde açmak için çalışmak. 
Kısaca güvenli alan çemberimden, kötü alışkanlıklarımdan dışarıya çıkmak. Olmayı hakettiğim insan olmak için adımlar atmak, devam etmek. 
Şimdi tüm bunları okuduktan sonra, “Amma abarttın altı üstü spor yapacaksın, yemene dikkat edeceksin, 4 bilinmeyenli transport teorisi dersinin çözülemeyen final sorusu haline getiriyorsun sürecini, neler yaşıyor insanlar bu hayatta" demeyin, dediyseniz de diyin ne yapalım. 
İnsanın konuşma, düşünme, yazma özgürlüğüne karışmak ne kadar çirkin ne kadar mesnetsiz hep birlikte yaşamıyor muyuz ? 
Ben, bu süreci bu noktaya getirirken, bu noktadan götürürken, neden burada olduğumu bulmaya çalışırken büyüdüm ve geliştim.
Herkesin aşmak, geçmek için uğraştığı kapıları, dağları var. Bazen içeridedir görünmez, bazen dışarıdadır herkes görür, kendince yorumlar. Gözünün gördüğüne inanmayı seçer.  
Kendinden şikayet etmek yerine bir şeyleri değiştirmek için çabalamak, denemek, olmuyorsa kendini ve durumunu kabul etme mertebesine ulaşmış olmak ta bir erdem. 
Bir  döngünün içinden çıkarken orada küçük bir kapı olduğuna, kilitsiz olduğuna, zamanı gelince o kapıdan şans eseri değil, süreklilikle ve yapılan seçimlerle, her seferinde iğne kadar kazmış olsanız, bir ileri üç geri gitmiş, hata yapmış olsanız da devam ederseniz zamanı geldiğinde o küçük çıkış kapısını kaçırmayacağınıza güvenin. 
Belki sizin istediğiniz, hayal ettiğiniz bir sonucun çok ötesinde, belki çok gerisinde ama daha içselleştirdiğiniz, daha hayırlı bir bir sonuç alacağınıza, bunun sihrinin istemek, karar vermek ve ne olursa olsun ilk adımı atmak ve devam etmek olduğu inancınıza da sımsıkı sarılın. 
Ve lütfen bugün bu kadar uzun cümleler kurduğum için kusuruma bakmayın. Bugün nokta tatile çıkmış. 
Hayat ta bazen hiç nokta koymadan, hiç noktalama işaretlerine dikkat etmeden yazıyor yazılarını, akıyor üstümüze doğru, öyle ne geldi ise içimden yazdım ben de bugün. 
O uzun cümlelerden buraya kadar okumayı getirdi iseniz koskocaman teşekkürlerimi, sevgilerimi gönderiyorum. Okumayanlara da tabii ama onlar bunu göremeyecek.  
Sevgiyle kalın, yazmanın, sporun, kitapların, çocukların ve her neyi seviyorsanız onun şifası üzerinize olsun….
< Önceki YazıSonraki Yazı >

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yapılmamış...

Yorum Yazın

İsim Soyisim
E-Mail
Yorum
Gönder
Yorum Kuralları
1 - Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz
2 - Yazım ve dil bilgisi konusundaki hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3 - Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4 - Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site sahibi yorumunuzu yayınlama ya da yayınlamama hakkına sahiptir.

E-Bülten Aboneliği



Copyright © 2017 | ADA YAZILARI - Tüm Hakları Saklıdır.