E-Bülten Aboneliği



Yazmaya Dair
01 Ekim 2017/259 Görülme

 
 
Yazmaya soyundum.  
Üstüme giydiklerim, yüzüme taktıklarım, doğru bildiklerim, yanlış saydıklarım, kötü düşündüklerim, iyi andıklarım, gerçeklerim, gerçekleşmeyenlerim hepsi gün yüzüne çıkıyor.
Biter mi bitmez.  
Bazı hikayeleri yazarken tabularım, korkularım, yargılarım ayyuka çıkıyor. 
Elim gitmiyorsa bir sözcüğe, yazamıyorsam bir cümleyi, daha çok uğraşıyorum üzerinde. 
Çok şey var orada bana ait, bana dair. 
Oralarda tıkanmış yollarım var demek ki açılacak.  
Ortaya çıkarmamaya karar verdiğim ne var ise de kapatıp kilitlemişim küçük tabu(t)larıma. 
Kendimce yarattığım, kendimi korumak yada durdurmak adı altında kullandığım ne kadar işe yaramazım var ise dikmişim karşıma. Bir satranç tahtasında gibiyiz. 
Ben tek başıma hepsiyim taşların...
Oyuna başlarken hiç acımanız olmasın da demişim.
Yaşamadığım coşkularım ise başka bir tarafta umarsızca dans ediyor. 
Bir tarafım ayinde bir başka tarafım düğünde halay çekiyor sanki. 
Birazım evden çıkmak istemiyor kalan kısmım hep okyanus aşırı yolculuklarda. 
Bir tarafım kahveyi, eti severken diğer tarafım vegan. 
Sağımı ateş basıyor, solum üşürken. 
Saçımın tepesinde bir lastik toka kısacık saçlarıma uzun muamelesi yapıyor. 
Bacağımın birini çekmişim karnıma, bir diğeri koşmaya hazırlanıyor. 
Denize, sadece kum ise giren bedenim, birden derinleşen, içinde denize ait ne var ise barındıran yerlerde ve suyun içinden yüzmek istiyor. 
Bazen çocukluğumdan , kendi regresyonumdan, kimi zaman sığ ve taşlıklı kıyılarımdan, bazen de nereden geldiğini henüz çözemediğim alanlarımdan,  parmaklarıma, oradan klavyeme, sonra ekranıma, en sonunda gözüme gelip tekrar aklımın çakıllı kıyılarına takılan kelimeler, cümleler, hikayeler benim mi? 
İlk sözcüğü yazmaya başladığımla bitirdiğim yer aynı değil. Hem tamamıyla benim, hem bana ait değil tüm bu yazdıklarım. 
Bu bir devinim ve benden daha hızlı akıyor. Ben sadece sonradan noktaları birleştirenim. 
Yoğun bir tek başınalık haline bitmeyen bir ihtiyaç yazmak. 
Bir parça şizofren, çoklu kişilik bozukluğu ve yoğun bir bağımlılık hali. 
Kendi yaşadıklarımda tamamlanması gereken ne var ise,  dinlerken aldığım ve izlerken kafamda yarattığım bütün hikayeler kendi içinde birleşiyor veya yollarını ayırıyor. 
Hem yazmalı, hemen ardından yazdıklarımın büyükçe bir kısmından vazgeçmeli, belki demlendikten sonra değiştirmeli, hemen ardından da daha büyük bir akışla yazmaya devam etmeliyim. 
 
Belli ki yazmak, kendi hikayemi bütünlüyor. Eksiltiyor, ekletiyor, tamamlıyor, yeniden parçalara ayırıyor, değiştiriyor, dağıtıyor. 
Ben ise yazma özgürlüğümü elime daha çok yeni alıyorum. Hayatımın tam merkezindeyken üstünü kapattıklarımı henüz kaldırıyorum…
 
7 kadınım var ve birbirinden farklı yedi hikayem. 
Herkesin kendisine ait, kendisinde kaybolma, belki de bulma yollarında geçiyor. 
Hepsi gerçek, hepsi hayal, hepsi kendi hayatının kurgusunda. 
Belki çok tanıdık kurgusu, belki bilinmeyeni içinde saklı. 
Her hikaye biraz ve illaha ki biraz acıdan, biraz mutluluktan ve insana ait ne var ise her duyudan geçmiş ve bir parça mavi. 
Benim parmaklarımdan sözcükler akarken, 23 yıllık dostumun, mavi gözlü, cesur bir seramik sanatçısının parmaklarından da kadınlarımın ruhu resme geldi. 
Hassas eller değdi hikayelerimin yüreklerine. 
Mavi 7 Aklımda...
Her gün biraz daha doğuyor...
< Önceki Yazı

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yapılmamış...

Yorum Yazın

İsim Soyisim
E-Mail
Yorum
Gönder
Yorum Kuralları
1 - Yaptığınız yorumun, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz
2 - Yazım ve dil bilgisi konusundaki hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3 - Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4 - Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site sahibi yorumunuzu yayınlama ya da yayınlamama hakkına sahiptir.

E-Bülten Aboneliği



Copyright © 2017 | ADA YAZILARI - Tüm Hakları Saklıdır.