Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

YAZMAYA DAİR

Yazmaya soyundum.

Üstüme giydiklerim, yüzüme taktıklarım, doğru bildiklerim, yanlış saydıklarım, kötü düşündüklerim, iyi andıklarım, gerçeklerim, gerçekleşmeyenlerim hepsi gün yüzüne çıkıyor.

Biter mi bitmez.

Bazı hikayeleri yazarken tabularım, korkularım, yargılarım ayyuka çıkıyor.

Elim gitmiyorsa bir sözcüğe, yazamıyorsam bir cümleyi, daha çok uğraşıyorum üzerinde.

Çok şey var orada bana ait, bana dair.

Oralarda tıkanmış yollarım var demek ki açılacak.

Ortaya çıkarmamaya karar verdiğim ne var ise de kapatıp kilitlemişim küçük tabu(t)larıma.

Kendimce yarattığım, kendimi korumak yada durdurmak adı altında kullandığım ne kadar işe yaramazım var ise dikmişim karşıma. Bir satranç tahtasında gibiyiz.

Ben tek başıma hepsiyim taşların…

Oyuna başlarken hiç acımanız olmasın da demişim.

Yaşamadığım coşkularım ise başka bir tarafta umarsızca dans ediyor.

Bir tarafım ayinde bir başka tarafım düğünde halay çekiyor sanki.

Birazım evden çıkmak istemiyor kalan kısmım hep okyanus aşırı yolculuklarda.

Bir tarafım kahveyi, eti severken diğer tarafım vegan.

Sağımı ateş basıyor, solum üşürken.

Saçımın tepesinde bir lastik toka kısacık saçlarıma uzun muamelesi yapıyor.

Bacağımın birini çekmişim karnıma, bir diğeri koşmaya hazırlanıyor.

Denize, sadece kum ise giren bedenim, birden derinleşen, içinde denize ait ne var ise barındıran yerlerde ve suyun içinden yüzmek istiyor.

Bazen çocukluğumdan , kendi regresyonumdan, kimi zaman sığ ve taşlıklı kıyılarımdan, bazen de nereden geldiğini henüz çözemediğim alanlarımdan, parmaklarıma, oradan klavyeme, sonra ekranıma, en sonunda gözüme gelip tekrar aklımın çakıllı kıyılarına takılan kelimeler, cümleler, hikayeler benim mi?

İlk sözcüğü yazmaya başladığımla bitirdiğim yer aynı değil. Hem tamamıyla benim, hem bana ait değil tüm bu yazdıklarım.

Bu bir devinim ve benden daha hızlı akıyor. Ben sadece sonradan noktaları birleştirenim.

Yoğun bir tek başınalık haline bitmeyen bir ihtiyaç yazmak.

Bir parça şizofren, çoklu kişilik bozukluğu ve yoğun bir bağımlılık hali.

Kendi yaşadıklarımda tamamlanması gereken ne var ise, dinlerken aldığım ve izlerken kafamda yarattığım bütün hikayeler kendi içinde birleşiyor veya yollarını ayırıyor.

Hem yazmalı, hemen ardından yazdıklarımın büyükçe bir kısmından vazgeçmeli, belki demlendikten sonra değiştirmeli, hemen ardından da daha büyük bir akışla yazmaya devam etmeliyim.

Belli ki yazmak, kendi hikayemi bütünlüyor. Eksiltiyor, ekletiyor, tamamlıyor, yeniden parçalara ayırıyor, değiştiriyor, dağıtıyor.

Ben ise yazma özgürlüğümü elime daha çok yeni alıyorum. Hayatımın tam merkezindeyken üstünü kapattıklarımı henüz kaldırıyorum…

Henüz Yorum Yok.

Yorum yapmak ister misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.